Sergiden Kendine Giden Yol

Adı ve tanıtım kartıyla beni çeken bir sergiden bahsetmem gerekir. Orada oturan kadın elbisesinden dolayı değil, tamamen çıplaklık hissini uyandıran bir bakışa sahipti. Sırtı dönük oturuyor ama hayır, orada kafasını isteksizce çevirmiş bir hareketi var. Bu sergide sanatçılar siyah kadınları çizse de ben illa da insanı görürüm. İnsanın o etiketsiz çaresizliği! Evet etiketlerimiz çoğu zaman zırhımız olmaz mı? Belki de bu sebeple kendine giden yol çok ızdıraplıdır. Öyle kolay mı savunma mekanizmalarını terk etmek? Tabi burada savunma mekanizması sorgulanmalıdır. Sanatçılar kendileri için tanımlamaların dışında kendileri, kendi anlamlarına odaklanmaktadırlar.

When I See Me sergi atölyesi

              Sanatçı bir eser üretir ve biz kendimizi yeniden üretiriz. Sanat işte bu yüzden çok güçlüdür. Peki ya sizi birileri tanımladıysa, resmettiyse veya yazdıysa? Burada Oryantalizm eseri aklımıza gelir, sözlü kültür ile yaşamış halklar gelir. Hayatımızı sorgularız. Bir resim sergisi bunu sağlar. Gezdiğim sergi birilerinin tanımlamasına maruz kalmanın negatif baskısını ele almaktadır. Eğer öyleyse şunu ele alalım bir tarafta Kubrick’in Cinnet filmindeki siyah kadın tablolarını düşünün bir de burada yer alan eserleri ele alın. İki anlatım arasındaki tanımlama farkı bir imaj oluşturmadır. Yazıda yer alan tam da bu imajı yeniden inşa eden sanatçıların sergisidir. Bu, siyah kadın sanatçının, bir başka siyah sanatçıyı izleme imajıdır. Üretimdeki sanatçı bunu kendini yeniden bulmak olarak tanımlamaktadır.

Sergi Broşürü

Bu çalışmaların sahibi sanatçılar kimlerdir? Serginin küratörlüğünü İsviçreli-Kamerunlu sanatçı Bansoa Sigam yapmaktadır. Sergide eserleri bulunan Bianca Batlle-Nguema İspanyol, Katalan ve Ekvator Gineli bir sanatçıdır. Eserleri Amerika, Avrupa ve Afrika’da sergilenmektedir. Bir diğeri fotoğraf sanatçısı Ianne Kenfack Kitio. Eserleri Art Basel’de yer almıştır. Odak noktası olarak toplumsal anlatıların sorgulanmasını seçmiştir.

Sergi salonu

Eserlerin kendisi de anlatımı da bana sorgulama fırsatı verdiği için çok mutlu olduğum bir gün geçirdim. Sergi, resimden daha fazlasını sunarak bir hikâyenin içine girerek toplumsal bir başka hikâyenin kahramanı ile karşılaşmaya benzemektedir. Kahramanın yaşamı algılama şekli ile gördüğüm arasındaki fark açıldıkça yabanileştiğimi hissederim. Aradaki fark sonsuz olsa bile birbirimizi anlayabilme kabiliyeti çok uzak olmamalıdır. İlkellik denilen şey bu uzaklık olsa gerek. İnsanın insan olarak saygıyla bir arada yaşayabildiği günlerin özlemiyle sanata sarılan insanları gönüllerinden öper, saygıyla selamlarım.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*