Hazırlanma Süresi: Yaklaşık 2500 Yıl (Antik Yunan’dan Bugüne)
Porsiyon: Küresel Kuzey için sınırsız, yerel üreticiler için bedeli ağır.“Tabağımızdaki avokadolu tost ne kadar masum? Gelin ‘Egzotik’ kelimesinin Eski Yunan’dan Meksika kartellerine uzanan sömürgeci dönüşümünü ve kelimelerin inşa ettiği tahakküm ilişkilerini sorgulayalım.”
Egzotik kelimesi sıradan bir kelime midir? Bütün dillerde hemen hemen aynı yazılıyor ve okunuşları birbirine çok benzemektedir. Kelimenin kökeni Eski Yunanca ékso (dışarı, dış) kelimesinden gelmektedir. Bütün dillerde dışarıdan, yabancı, öteki anlamlarına gelmektedir. Kelime Yunancada sınırın dışındaki olarak kullanılırken Roma döneminde imparatorluğun dışı olarak kullanılmaktadır. Dışarıdan gelen mallar tanımlanmaktadır.
Kelime, 16. ve 19. yüzyıllar arasında İngilizce ve Fransızca dillerinde diğer kıtalardan gelen bitkileri ve hayvanları ifade etmekteydi. 19. yüzyılda sömürgeciliğin artışı ile edebiyatta kendine yer bulmaktadır: egzotizm. Bu akım gizemli, çekici, büyüleyici özellikler taşımaktadır. Kelimenin pejoratif olduğu belirgindir yani kelime oryantalist bakış açısını yansıtmaktadır. Bu bakış açısını reddeden tam tersine egzotizmin aslında dünyanın çeşitliliğini duyumsamak olduğunu yazan Victor Segalen’dir. “Egzotizmin gücü, başka türlü tasavvur edebilme yeteneğinden başka bir şey değildir,” diye yazan Segalen’in bu iyi dilekler barındıran düşüncesi realitede karşılığını bulamamaktadır. Bugünkü kullanımı göz önüne alındığında hala kendi dışında olan üzerindeki hegemonyayı ortaya koyan örnek bir kelimedir. Egzotik olana hayranlık duyulur, deneyimlenmek istenen bir tat olarak görülür fakat o hep aşağıdadır, eşit kabul edilmemektedir. Bu bir algı biçimidir ve tarihin bu noktasında oluşturulmaktadır. “Medeniyet götürme” kılıfının kelimelerle başladığını okuyabiliriz.
Egzotik; kime göre, neye göre? Egzotik; tropikal bölgelerden gelenler olarak tanımlanan meyveler, sebzeler, çiçekler hatta hayvanlar vardır. Peki bu tropikal yerler nerelerdir? Tayvan, Hawai, Maldivler yani Avrupa kıtasına mesafe olarak uzak yerlerdir. Burada bir örnek ürün ve dünya pazarında sözü geçen ülkeyi ele alalım. Örneğimiz avokado olsun. Bu ürünün en büyük tedarikçisi Meksika’dır. Küresel ekonominin içinde büyük bir payı kazanıp, bu yerli ürününü tüm dünyaya sunan insanlara ‘öteki’ denildiğinde işler karışabilir. Onun yerine egzotik ürün üreticisi tanımı zararsız görünmektedir. Halbuki egzotik kelimesinin altında yatan eşitsizliği doğuran toplumsal gerçekler bugünkü toplumsal sorunları yaratmaktadır.

Avokado üretiminin aşırı su ihtiyacı ve sadece bir ürün baskısı altındaki bölgelerin orman alanlarının tarıma açılması sorunları kronikleştirmektedir. Kendi kuyruğunu yiyen yılan misali bir döngünün içindeki bu üretim şekli çok egzotik değil mi?! Bu senenin ağustos ayında Meksika ordusunun müdahalesiyle ticaret devam edebilmiştir. En büyük alıcı ABD’nin ticareti durdurma stratejisi bölge üreticilerini etkilemektedir. Üreticilerin haraç vermek ya da canından olmak ikilemi arasında kaldığı egzotik bir ürünün üretiminden söz ediyoruz. Bu sorunlar bu sene meydana gelmedi. Popüler olan avokado ile de ilişkilendirilemez. Karteller dün yasaklı kimyasal madde ile varlardı, bugün resmi egzotik ürün ticaretiyle varlar. Yani hep varlar. Sorunlar kelimeler ile başlamaktadır.
Egzotik kelimesi masum bir tanım olarak başlamış olabilir fakat zamanla sömürgeci şiddeti gizlemiştir. Avokado Azteklerden beri yetiştirilen yerel bir üründü. Sonrasında sağlıklı yaşamın sırrı avokadolu tost olmazsa olmazımız oldu. Böylece avokado, tamamen masum bir tüketim nesnesine dönüştü. Bu kelimenin arkasındaki sömürgeci tahribat görünmezlik kazanmaktadır. Ürünü tüketirken arkada Meksika ritimlerini duyduğunuz gitar sesleri ve yanık tenli güzel insanlar gözünüzün önüne geldiyse bir defa daha düşünmelisiniz. Bu topluluklar yerli ürünlerini egzotik olarak tanımlamadı, dışarıdan gelenler bu şekilde tanımladı. Bu bir tahakküm ilişkisidir. Karaya ilk adım atan sömürgecilerin kurduğu düzen ile bugün ticareti durdurma stratejisi yürüten modern yapıların toplumları bağımlılaştırma biçimi büyük bir benzerlik taşımaktadır. Bunun adına egzotik meta sömürgesi diyebiliriz.
Bu yazıyı kullandığımız dilin, seçtiğimiz kelimelerin önemini ortaya koyan bir örnek olarak ele alabiliriz. Kelimeler etiket olmaktadır ve algı biçimini yaratmaktadır. Eğer kendi algımızı tanımlamazsak, başkasının bizi tanımladığı bir dünyada yaşarız. Anadolu özelinde de şunları ekleyebiliriz. Egzotik olamayacak kadar yakın fakat Merkez Batı düşüncesinin kalıplarına sığmayacak kadar karakterli bir coğrafya olduğunu söyleyebiliriz. Bunun ne kadar nadide olduğu hiç şüphe götürmez.

- Servis Önerisi:
Anadolu coğrafyası kadar yakın, Merkez Batı düşüncesinin kalıplarına sığmayacak kadar karakterli bir masada, kullandığınız dilin ve seçtiğiniz kelimelerin sorumluluğunu idrak ederek tüketicinin yüzüne çarpacak şekilde servis edin. Afiyet olsun ve sorgulatsın.
Bir yanıt bırakın